0850 466 1 466

Londra Gezi Rehberi

02.02.2016

Farklı kültürlerden insanları, renkli gece hayatı ve sanatsal aktiviteleriyle Avrupa’nın başkenti olarak biliniyor Londra! Avrupa Birliği’nin en gelişmiş şehirlerinden biri olmasının yanı sıra aynı zamanda en büyük şehri durumunda.

Londra

Şehirde o kadar farklı etnik grup bulunuyor ki, yaklaşık 300 dil konuşuluyor.

Londra’ya Türkiye’den direkt uçuşlar bulunuyor. Ancak İngiltere Avrupa Birliği’nde olmasına rağmen şehre Schengen vizesiyle giriş yapılmıyor. Bu nedenle Birleşik Krallık vizesi almanız gerekmekte.

Bu şehir yağmurlarıyla meşhur. Yaz aylarında bile gitseniz Londra yağmurlarıyla tanışma ihtimaliniz çok yüksek. O nedenle ülkemizdeki sıcaklara güvenip bavulunuzu tişörtlerle doldurmayın. Yağmurluklar ve hırkalar kurtarıcınız olacaktır. Ayrıca şemsiye şart!

Londra

Şehir içinde ulaşım genelde metro ve otobüs hatlarıyla yapılıyor. Dünyanın ilk metrosu bu şehirde inşa edilmiş, bu açıdan da ayrı bir öneme sahip. Orada alacağınız metro haritası ile gideceğiniz noktaları kolay bir şekilde belirleyebilirsiniz.

Satın alabileceğiniz Oyster Card ile şehir turunuzda ulaşımı daha uygun bir hale getirebilirsiniz. Dilerseniz meşhur Londra taksilerini de tercih edebilirsiniz ancak fiyat biraz artacaktır.

Londra Metrosu

Londra’yı gezmek için sabırsız olmamanız ve biraz uzun bir seyahat planı yapmanız gerekiyor. Çünkü kısa sürede gezinizi bitirirseniz arkanızda gezemediğiniz birçok yer bırakırsınız.

Diğer Avrupa şehirlerine göre daha pahalı olduğundan bütçenizi yüksek tutmanız gerekiyor. Tabii ulaşımı metroyla sağlarsanız ve öğünleri uygun fiyatlı fast food ürünlerle geçirirseniz harcamalarınız azalacaktır. Ayrıca devlet müzelerinin de hemen hepsi ücretsiz durumda.

Londra

Hazırlıklarınızı yaptınız ve Londra’ya ulaştınız. Gezinize başladığınızda görmeniz gereken yerlerin başında Big Ben saat kulesi geliyor. Dünyanın en büyük saat kulelerinden biri olan yapı, şehrin simgesi durumunda. Big Ben, kulenin içinde yer alan çanın adı, ancak halk arasında kulenin ismi olarak kullanılmaya başlanmış.

Big Ben

Big Ben’in hemen yanında Parlamento Binası olarak da bilinen Westminster Sarayı yer alıyor. Bu önemli yapı Thames Nehri’nin hemen yanında konumlanmış durumda ve görenleri kendine hayran bırakacak güzellikte bir mimariye sahip.

Westminster Sarayı

Sarayın yakınlarında bulunan ve Londra’nın en meşhur kiliselerinden biri olan Westminster Abbey mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Bu kilisede Isaac Newton ve Charles Darwin gibi birçok bilim adamının mezarı yer alıyor. Ayrıca mimarisiyle de ilgi gören yapılardan biri.

Westminster Abbey

Thames Nehri’nin bir diğer tarafında yer alan London Eye, şehir manzarasını seyretmek isteyenlerin kesinlikle tercih etmesi gereken bir yer. Bu dönme dolap; 135 metre yükseklikten, nehri ve önemli yapıları izlemenizi sağlıyor. Gezinize keyifli bir aktivite katacak olan London Eye, her sene milyonlarca turist tarafından ziyaret ediliyor.

London Eye

Londra’da muhteşem mimarilere sahip birçok yapı bulunuyor. Bunlardan bir diğeri de oldukça eski bir tarihe sahip olan Tower of London! Günümüze gelene kadar; kraliyet sarayı, hapishane ve gözlemevi gibi birçok farklı amaçla değerlendirilmiştir. Hatta idam ve işkence merkezi olarak bile kullanılmış.

Tower of London

Londra’ya gidenlerin çoğunun mutlaka ziyaret ettiği yapılardan biri Tower Bridge! Tower of London’a yakın mesafede olmasından dolayı bu şekilde adlandırılmış. Thames Nehri’nin üzerinde yer almakta ve harika mimarisiyle standart bir köprü görünümünden oldukça uzak.

Tower Bridge

İngiltere Kraliçesinin yaşadığı yeri görmek isterseniz Buckingham Sarayı’na doğru yola koyulmanız gerekecek. Saraya gitme saatinizi nöbet değişim töreninin saatine göre ayarlamanızı öneriyoruz. Belirli saatlerde yapılan töreni seyretmek gayet keyifli olacaktır.

Ayrıca sarayın çevresinde bulunan kraliyet muhafızlarıyla fotoğraf çekilmeyi de unutmayın.

Buckingham Sarayı

Şehirde yer alan tarihi yapılardan biri de 17. yüzyılda inşa edilmiş olan St. Paul’s Katedrali’dir. Dıştan görünen mimari yapısının yanı sıra içerisindeki atmosfer ve süslemeleriyle de oldukça etkileyicidir. 110 metre yüksekliği olan katedral, turistler tarafından oldukça ilgi görüyor.

St. Paul’s Katedrali

Tarihi yapıları gezerken dinlenmek, şehir gürültüsünden kısa süre de olsa uzaklaşmak isteyebilirsiniz. Bu noktada dünyaca bilinen Hyde Park imdadınıza yetişecektir. Eğer gezinizi yaz aylarında yapmayı planlıyorsanız parkta gerçekleşecek olan etkinliklere katılabilirsiniz. Yeşil alanlara uzanıp dinlenebilir, sincapları seyredebilirsiniz.

Parkın içinde yer alan Speaker’s Corner da oldukça ilgi çekici. Bu serbest kürsüye isteyen herkes çıkıp dilediği konuda konuşma yapabiliyor.

Speaker’s Corner

Şehrin en uzun ve en meşhur caddelerinden biri Oxford Caddesi’dir! Burada dünyaca ünlü markaların mağazalarını bulabilirsiniz. Uzun bir cadde boyunca sıralanmış, sayısı 500ü geçen mağazalar düşünün. Burası için alışveriş cenneti diyebiliriz.

Oxford Caddesi

Biraz da şehirde yer alan müzelerden bahsedelim. Şehrin en çok turist alan müzesi British Museum! Dünyanın birçok yerinden gelen, eski çağlara ait birçok sanatsal, arkeolojik eser yer alıyor bu müzede.

British Museum

Bir bilim müzesi olan Science Museum’a mutlaka gitmenizi tavsiye ediyoruz. Çocukların büyük ilgisiyle karşılaşan müze, aynı zamanda yetişkinler için de ilgi çekici. Eski dönemlere ait makineler, nesli tükenmiş hayvanlara ait bölümler, araba maketleri ve bunlar gibi yüzbinlerce parça bulunuyor.

Science Museum

Dünyanın birçok yerinde bulunan ve ünlülerin balmumu heykellerini sergileyen Madame Tussauds müzelerinden biri de Londra’da yer alıyor. Ancak buradaki müze önem açısından diğerlerinden biraz farklı. Balmumu heykeli ustası olan ve müzelere adını veren Madame Tussauds Londra’da yaşamış ve ilk müzeyi burada açmış.

Madame Tussauds Londra

Diğer Yazılar